252 – Ramazan’da Oruç Yeme Adabı!

Ramazan’da oruç yeme adabı olur mu demeyin. Elbette olur. Hayat dini olan, hayatın her alanına dair söyleyeceği şeyi olan bizim dinimizin oruç tutmama yahut Ramazan’da iftar etme adabı da vardır. Açıklayalım:

Bizim dinimiz kolaylıklar dinidir. Ramazan’da oruç tutamayan hastalar, yolcular, daha sonra kaza etmek üzere iftar ederler, oruç tutmayabilirler. Bu gibi kimselerin oruç tutmaları kendileri için çok daha hayırlıdır. Zira Ramazan ayı içerisinde oruç tutmanın ayrı/özel bir yerdi vardır. Hatta rivayetlerde, Ramazan dışında bir yıllık oruç, Ramazan’daki bir günlük oruçtan elden edilecek sevaba erişemez. Özürsüz olarak Ramazan’da bir gün orucunu yiyen kimse, Ramazan’ın dışında bir yılı oruçlu geçirse, bu o kaçırdığı orucun yerini tutmaz. Ramazan’da özürlü oldukları için oruç tutmayanlar da aleni olarak iftar etmemelidir.

Şimdilerde neredeyse her türlü hastalık, oruç yeme sebebi sayılır oldu. Bir tarafta ileri yaşına rağmen, oruç tutan piri faniler; öte yanda gencecik yaşına rağmen üften püften sebeple oruç yiyen yeni yetmeler. Bir tarafta hastalığına rağmen, belki bu Ramazan benim son Ramazanımdır, tutabildiğim kadar tutayım diyerek oruç tutan hastalar; öte yandan vay benim başım ağrıyor, midemde ülserim var diye oruç yiyen utanmazlar. Bir tarafta bugün ben de oruc tutacağım, bugün Ramazan’ın ilk günü yahut son günü yahut bugün Kadir gecesi günü ben de oruc tutacağım, dayanamazsam öğleye kadar tutacağım diye çırpınan minik yavrular; öte yanda büyüyünce/yaşlanınca tutarız diye utanmadan oruç yiyen kalas gibi adamlar! Tabii ki burada oruç tutmamayı mubah kılan sağlam özrü olanlara bir şey dememiz mümkün değildir. Bu sağlam özrü de ya kişinin kendisi tespit edecek, yahut uzman bir doktor tespit edecektir.

Eskiden müslümanların arasında yaşayan gayr-i Müslimler bile, oruçlu müminlerin yanında yiyip içmezler, onlara saygı duyarlardı. Otogarların yakınında misafirlere hizmet için açık olan lokantalar da kalın perdelerle pencerelerini kapatırlardı.

Geçenlerde İngiliz yetkililer, Müslüman ülkelere Ramazan ayı içerisinde seyahat edecek vatandaşlarını, açıktan yiyip içmemeleri ve oruç tutan Müslümanlara saygılı olmaları konusunda uyarmıştır. Meseleyi İngilizler anladı da, yerli İngilizler anlamamakta direniyorlar!

Şimdilerde sırım gibi gençlerin, oruç tutmayan yahut tutamayanların, açıktan iftar etmeleri kahramanlık addedilir oldu. Oysa oruca-oruçluya saygı, insana ve ibadetine saygıdır.

Aynı şekilde özel günlerinde kadınlar da oruçlarını daha sonra tutmak üzere kazaya bırakırlar. Onların oruç tutmamaları da aleni olarak yiyip içmelerini gerektirmez. Bizim kültürümüzde bir evde, özürlü olduğu için oruç tutamayan kadının bu durumunu kendinden başka kimse bilemezdi.

Yine mükellef çağına gelmeyen küçük çocuklar da oruç tutmayabilirler. Ancak, küçük çocukların oruç tut(a)mamaları, onların herkesin önünde açıktan yiyip içmelerini gerektirmez. Onları oruçluya saygıya alıştırmak için, mümkün mertebe açıktan yiyip içmemeleri öğütlenir.

Zaten bizim kültürümüzde sokaklarda ve ayakta yiyip içmek pek hoş görülmez. Ramazan’da açıktan yiyip içmek ise hiç hoş görülmez. Fetva kitaplarımızda Ramazan’da açıktan oruç yiyenler için çok ağır cezalar öngörülmüştür. Çünkü bu durum oruç tutanları inciten, onları tahrik eden bir çeşit saygısızlık sayılmıştır.

Dahasını söyleyelim, büyüklerimiz file, naylon gibi şeffaf kaplarda gıda maddelerinin taşınmasını hoş görmezler. Çünkü o kaplarla taşınan yiyecekleri alamayanlar, sokakta onları görür de imrenirler, canları çeker, onları meşru olmayan yollardan elde etme gibi kötü yollara düşerler diye, içerisini göstermeyen kaplarda taşınmasını tavsiye ederlerdi. Şimdiler de eline aldığı dondurmasını yalayarak, kalabalık sokaklarda yürüyen; yahut fastfood(!) yiyeceğini yiyerek, kolasını yudumlayarak caddede yürüyen, kalabalık marketin tam da ortasında yemekten çekinmeyen ve bunu marifet sayan gençlerimiz/insanlarımız türedi.

Tabi ki Ramazan’da açıktan yiyip içenlere bizlerin şiddet uygulaması söz konusu olamaz. Şöyle ki oruçlu olanların yanında birilerinin özürlü özürsüz yiyip içmeleri, onların sevabını artırır. Burada öncelikle anne babaların, kendi çocuklarını uyarması gerekiyor. Büyüklere nasihat görevi düşüyor. Lokanta, kantin gibi işyeri sahiplerine uyarı görevi düşüyor. Bunun dışındakiler ise, Ramazan’dan nasipdar olamayan yahut oruçluya saygıdan hissesi olamayanlara dua etmelidirler. Onların hidayeti, ıslahı ve oruç ibadetinin zevkini tatmaları için dua etmelidirler.

Evet, oruçluya saygı bir insanlık görevidir. Ramazan’da oruç yemenin bile bir kuralı vardır. Tabi ki kurallar, kural tanıyan, kendini bilen insanlar içindir. Ötekileri ise Allah ıslah etsin!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir