409 – Sayılı Günler Tükendi

Yüce Rabbimiz, sayılı günlerde oruç size farz kılındı buyurmuştu ve nihayet sayılı günler tükendi. Orucun sayılı günlerde farz kılınması, oruç ibadetindeki kolaylığı bildirmek içindi, bir de o günlerin sayılı, nadir ele geçen, kıymetli günler olduğunu vurgulamak içindi.

Gerçekten de Kur’ân ve Oruç ayı Ramazan, kendisine hakiki anlamda gelenler katında çok anlamlı ve çok değerli günlerdi. Gerçek müminler, onu ötelerden gelmiş Kutlu bir Misafir olarak karşıladılar, onu en güzel şekilde ihya ederek ağırladılar ve şimdi de en güzel şekilde onu uğurluyorlar.

Ramazanın özünü, ruhunu anlamayanlar için Ramazan ayı, zorlu bir aydı(!) Oruç günleri çok uzun ve pek sıcak günlere gelmişti(!) Bu günlerde oruç tutmak çok zordu ve hatta tutulamazdı(!) Bu uzun ve sıcak günlerde oruç tutmak, sağlığımızı bozabilir, çok büyük iş kayıplarına sebep olabilirdi(!) Nasıl olsa serin ve kısa kış günlerinde onun kazası vardı (!)

Böyle düşünenler oruç tutmadılar, oruç da onları tutmadı, Ramazan rahmet, mağfiret ve cehennemden azat müjdeleriyle onlara gelmedi. Çünkü onlar, Ramazana kapalıydı. Onlar Ramazan’dan yüz çevirmişlerdi, Ramazan da onlara dargındı. İsterse onlar bayram yapsınlar, Ramazan onlara bayram değildi. Belki de onlarınki Şeker Bayramı olmuştu.

Müslüman olduklarını söyledikleri halde, Ramazan’da oruç tutmayanlar, oruç tutmadıklarını göstermekten ve günahlarını şahitlendirmekten çekinmeyenler oldu. Çarşı pazarlarda pişkin pişkin sigara içen, kolasını yudumlayan, fest-foodunu yiyenler oldu. Basit baş ağrısı yahut karın ağrısını bahane ederek oruç tutmayanlar oldu. Şimdi onlar şeker bayramını geçirmek için deniz kenarlarına gidebilirler, tatile çıkabilirler. Çünkü bayram namazını kılıp, Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun demekle onların bayramı bereketlenmeyecektir. Çünkü bayramı, bereketi hak etmeyen kimselerdir onlar. Ve bereket ancak hak edenlere müyesser olur.

Zira Yüce Rabbimiz, oruç ayetlerinin devamında Allah sayıyı tamamlamanızı ister buyurmuştu. Buna göre Ramazan’ın güzelliklerinden ve bayramından istifade edebilmek için sayıyı tamamlamak şarttı. Sayı tamamlanmadan, Ramazan’dan tam olarak nasibdâr olmak mümkün değildi.

Ve oruç ayeti Allah’ı layığı ile yüceltmenizi, tekbirlerle bayramı ihya etmeniz için cümlesiyle devam eder.

Demek ki Yüce Allah’ı layığı ile yüceltmek yalnızca kuru bir iddiadan ibaret değildir. Bunun için O’na inanmak gerekir. Ey iman edenler. Ardından inancın gereği oruç ibadetini tutmak gerekir. Oruç size farz kılındı. Sonra Ramazan ayını Kur’ân ayına dönüştürmek gerekir. Ramazan ayı Kur’ân’ın indirildiği aydır… Daha sonra Yüce Allah’ın belirlediği ölçülere uymak, sayıyı tamlamak gerekir. Allah sayıyı tamamlamanızı ister. Bunun ardından tekbirlerle camilere koşup cemaatle bayram namazlarını kılmak lazımdır. Allah’ı tekbirlerle yüceltmeniz için… İşte artık bundan sonra Yüce Allah, bu insanlara kullarım diyecek ve huzuruna kabul buyuracak. Onlar isteyecekler O’ndan, O da bahşedecek, lütfedecek onlara:

Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar. (2 Bakara 186)

Elbette Kur’ân cümleleri, hikmet incileri gibi birbiriyle irtibatlı, birbirini açıklar ve birbirini tamamlar. Düşünmez misiniz, ey akıl sahipleri!

Kadriniz yüce, Bayramınız mübarek olsun!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir