Ayet: Gece Gündüz Ayetleri

Gece ve gündüz, Yüce Rabbimizin erişilmez gücünü gösteren en büyük ayetlerindendir. O’nun kâdir, hakîm, zâhir, bâtın, bâıs, mümît, nûr, latîf başta olmak üzere pek çok isim ve sıfatlarının tecelli ettiği ayetlerdir onlar. Gece ve gündüzü var etmesi, uzayıp kısalması, birbirine katması O’nun kudretini gösteren ayetlerdendir. Gecenin karanlığında, gündüzün aydınlığında, karanlık ve aydınlığın birbirine karışmasında, birbirinden ayrışmasında sayısız hikmetler vardır. Gece O’nun görünmeyen zatına, gündüz ise her şeyde bâriz olan kudretine delalet eder. Sabahla birlikte gündüzün gelişi O’nun diriltme; akşamla birlikte gecenin gelişi de O’nun öldürme sıfatını hatırlatır bize. Gündüz ışığını O’nun nûr isminin tecellisinden alır. O, gecenin sessizlik ve karanlığında olan tüm incelikleri bilen latîftir.

Gece ve gündüz, sürekli içerisinde yaşadığımız için çoğu zaman farkına varamadığımız, kıymetini bilemediğimiz ayetler. Onun için onlarca Kur’ân ayetinde gece ve gündüzden bahsedilmiştir. Pek çok ayette gece ve gündüze yemin edilerek onların önemine dikkatler çekilmiştir. Gece ve gündüz dilimlerinden olan Fecr, Duhâ, Leyl birer Kur’ân suresine isim olmuştur. Aynı şekilde gündüzün alameti güneş/Şems, gecenin alameti ay/Kamer, günlerin efendisi Cuma birer sureye isim olmuşlardır.

Bu ayet ve sureleri okudukça gece gündüz nimetini ve ayetini hatırlamamız gerekir. Bu ayetleri fark etmemiz için de gece ve gündüz üzerinde durup düşünmemiz, gece ve gündüzün gelişini izlememiz gerekir. Nasıl o gece karanlığından gündüz sıyrılıp çıkmakta; nasıl o gündüz aydınlığında gece süzülerek gelmekte. Gündüz ayetindeki ısı ve ışık; gece ayetindeki karanlık ve onunla beraber gelen sükunet. Gündüzün her saatinde şiddeti ve derecesi değişen aydınlık ve sıcaklık. Gece ayetinin her saatinde değişen karanlık. Gecenin zifiri karanlığının yavaş yavaş çekilip gitmesi ve gündüzün aydınlığının yavaş yavaş gelmesi ile alıştıra alıştıra gelen ve giden gece ve gündüz. Aslında yeryüzünü aydınlatan güneş ve sayısız yıldız hiç sönmemekte, ama buna rağmen dünyanın bir yarısı karanlıkta kalmaktadır. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece gündüz meydana gelmektedir. Ancak gece ve gündüzün saatleri sürekli ve planlı olarak değişmektedir. Ne aydınlatan gök cisimlerinin enerjisi tükenmekte, ne de zaman ve ölçüleri şaşmaktadır. Aydınlatmada, harekette her hangi bir aksaklık ve arıza oluşmamaktadır. Her şey ölçülü, dengeli, palanlı ve programlıdır. Hepsi üzerinde derin düşünmeleri beraberinde getirir.

Bu nimetleri fark edebilmek ve hayatımızdaki önemini kavrayabilmek için onların bir an olsun elimizden alınıvereceğini düşünmek yeteridir. Rabbimizin buyurduğu gibi:

De ki: Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz?

De ki: Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?

Allah dinlenmeniz için geceyi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için gündüzü meydana getirmiştir. Bunlar, O’nun rahmetinden ötürüdür. Belki artık şükredersiniz.

Bir an düşünelim, sürekli gece ve karanlık olsa yahut sürekli gündüz ve aydınlık olsa, ne kadar sıkıcı ve çekilmez olurdu değil mi?

Gece sükûnet ve dinginlik zamanı, istirahat, uyku ve ibadet vaktidir. Akşam, yatsı ve sabah namazları gecenin içerisindedir. Bunun yanında gece ibadeti teheccüd namazı, tefekkür, tilavet, zikir de yine geceyi değerlendiren ibadetlerdir. Gece kalkışı, gece duruşu, gece ibadeti, gece okunuşu bir başkadır. Etkili, neşveli, doyurucu, sükûnet vericidir. Gece ibadeti, nefsi dizginler, gece kalkışında engeller kalkar, sır perdeleri aralanır, gece ibadeti kulun içtenlik gösterisidir.

Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O’nun varlığının ayetlerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır. Onlara bir ayet de gecedir: Gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler. Uykunuzu dinlenme vakti kıldık, geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık… Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler. Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır. Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir. Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur’ân oku. Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha etkilidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır. Rabbinin adını sabah akşam an. Geceleyin O’na secde et; O’nu geceleri uzun uzun tesbih et. Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah’tır.

İlahî füyuzatlar daha çok gece gelir. Bunun için geceler gaflet ve işret zamanları olmamalıdır. Pek çok peygamberin hayatında gecenin ayrı bir yeri vardır. Onlar Yüce Rabbin ikramlarına geceleyin mazhar olmuşlardır. Peygamberimize de Kur’ân gece indirilmeye başlanmıştır. Gece inmeye başlayan vahiy ile onun ve insanlığın hayatındaki karanlıklar son bulmuştur. Kadir gecesi, Regaib gecesi, Mirac gecesi, Berat gecesi, bayram geceleri, Cuma gecesi, mübarek zaman dilimlerindendir, değerlendirilmelidir. Müttakîler, geceleri az uyuyanlardır. Apaçık olan Kitap’a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız. Doğrusu, Biz, Kuran’ı kadir gecesinde indirmişizdir.

Gündüz gezip dolaşma, çalışıp çabalama, helalinden rızık kazanma, ziyaretler ve ibadet vaktidir. Öğle, ikindi namazı gündüz farz kılınmıştır. Ayrıca işrak ve kuşluk namazları da gündüz kılınır. Gece ve gündüz namazla programlansın, kul Rabbi ile bağlantısını hiç kesmesin, gündüz meşgalelerin içerisinde, gece uyku ve dinlenme içerisinde kaybolup gitmesin diye, gece ve gündüzün değişik vakitlerine namaz ibadeti konulmuştur. Buna göre ne gece bütünüyle uyku zamanıdır, ne de gündüz bütünüyle koşturma ânıdır.

Şimdi Rabbimizin gece ve gündüz ayeti ile ilgili onlarca ayetinden bir kaçını tefekkürle okuyalım:

Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgârları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır. Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında, O’na karşı gelmekten sakınan kimseler için ayetler vardır. Gece ve gündüzü varlığımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aydınlık kıldık. Her şeyi üzün uzadıya açıkladık. Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah’ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah’a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.

Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır. Gökleri ve yeri yaratan, yukarıdan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah’tır. Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır. Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yürür. Allah’ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah’ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?

Böyledir; Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar ve Allah şüphesiz işitir ve görür. Dirilten de, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O’nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz? Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır. İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren Odur. Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda, inanan millet için dersler vardır. Tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır. Bu, Güçlü olanın, bilenin nizamıdır.

Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da Onundur, yönetme de Onundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir.

Ayet, bize Yüce Yaratıcıyı hatırlatan, O’nun varlığına ve erişilmez kudretine işaret eden, bizi O’na götüren delil, işaret ve alamet demiştik. Gece ve gündüzü de bu büyük ayetlerden görmemiz gerekir.

Gece ve gündüzü iki muhteşem ayet olarak görmeli, onları fark etmeli, üzerinde durup derinlikli olarak düşünmelidir. Ayetlerde sağlıklı düşünen özü temiz akıl sahiplerine, Allah’tan sakınan müttakîlere özellikle vurgu yapılmıştır.

Gece ve gündüz Yüce Allah’ın bizlere sunduğu en büyük iki nimettir. O halde o nimetlerin asıl sahibi olarak O’nu bilmeli, kulluk ve şükrümüzü O’na hasretmeli, asla şirke sapmamalı, bu nimetleri günah ve isyanda kullanmamalı. Sabah akşam, aydınlıkta karanlıkta her dâim O’nunla olmalı, O’nu zikretmeli, O’nu tesbih etmeli, halimiz ve kâlimizle O’na şükretmeli.

Bütün bunların yanında her yeni bir gece yahut gündüzü yaşadığımızda O’nun şu kutlu sözleriyle O’na yalvarmalıyız: Mülkün sahibi olan Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu Sen, her şeye Kadir’sin. Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir