Aldatıcı Şeytana Çarpılmamak için
الَّذِينَ يَأْكُلُونَ الرِّبَا لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذِي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنْ الْمَسِّ
ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَا وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا
فَمَنْ جَاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّهِ فَانتَهَى فَلَهُ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ
وَمَنْ عَادَ فَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُون
يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kıldı. Kime, Rabbinden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır. Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah, pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez.
قُلْ أَنَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَى أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَانَا اللَّهُ كَالَّذِي اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاطِينُ فِي الْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُ أَصْحَابٌ يَدْعُونَهُ إِلَى الْهُدَى ائْتِنَا قُلْ إِنَّ هُدَى اللَّهِ هُوَ الْهُدَى وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
وَأَنْ أَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَاتَّقُوهُ وَهُوَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
De ki: Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım? De ki: Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Âlemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah’tan sakının diye emrolunduk. Huzuruna toplanıp çıkarılacağınız O’dur.
Kur’ân, Allah düşmanı, ata düşmanımız ve hepimizin düşmanı olan şeytana karşı bizleri uyarırken onun saptırıcı, aldatıcı, ayakları kaydırıcı, çarpıcı, ayartıcı, vesvese veren, fitleyen, kışkırtan, unutturan oluşuna özellikle vurgu yapar. Bu konuda şu ayetleri okumamız yeterlidir:
Şeytan oradan ikisinin (Âdem ile Havva’nın) de ayağını kaydırttı, onları bulundukları cennetten çıkardı…
Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi.
Ey İnsanoğulları! şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ananızı babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de fitleyip ayartmasın.
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti.
Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.
Şeytan onlara vaadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaatte bulunuyor.
Şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
Şeytan seni dürtecek olursa Allah’a sığın, doğrusu O işitir ve bilir.
Kâfirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?
Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Şeytan onların başlarına dikilip Allah’ı anmayı unutturmuştur.
Onları bu işi yapmaya şeytan sürüklemiş, onlara ümit vermiştir.
Yüce Rabbimiz, şeytanın hilelerine kanmayalım, oyunlarına gelmeyelim onu bütün bu yönleriyle ayrıntılı bir biçimde bize anlatır. Örneklere baktığımız zaman görürüz ki şeytan, ilk insan atamız Hz. Âdem ve eşini aldatıp ayaklarını kaydırmakla işe başlamış, ondan sonra da Âdemoğullarının ayaklarını kaydırmak, onları hak yoldan alıkoymak, saptırmak ve sapkınlığın gereklerini yapmak için he yolu denemektedir. Elbette Allah ve insanlık düşmanına karşı durmak, onun hile ve tuzaklarına düşmemek mümkündür. Bir kere şeytanî yollara sapmamak gerekir, hakikat davetçilerini duymak ve onlara uymak gerekir. Yüce Yaratıcıyı unutmamak, unuttuğu zaman O’nu hatırlamak gerekir. İhlas ve samimiyet sahibi olmak gerekir. Zira şeytanın Allah’ı sürekli hatırlayan, anan, ihlaslı kullarına sözü geçmez. Allah söyle dedi: «Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; «kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır.» İblis: «Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım» dedi.
Konumuz olan iki ayette de şeytanın çarptığı ve şaşırttığı kimseleri anlatır. Onlardan ilki faiz yiyenler, faizi alışveriş gibi görüp sürekli onu alıp verenlerdir. Onlar Allah ve Rasülüne savaş açan zalimlerdir. Faizle borç veren kimse, gözünü dünyalık bürümüş, variyetin büyüsüne kendini kaptırmış, dünyalıktan başka bir şey düşünmeyen kimsedir. O, kardeşine Allah rızası için, sevap kazanmak için ödünç vermeyi aklına getirmeyen kimsedir. O, dünyada servetin büyüsüne çarpılmıştır, hesap gününde de şeytan-cin çarpmış, saralı bir kimse gibi kalkıp Allah’ın huzurunda duracak ve yaptıklarının hesabını verecektir. Hatta çoğu insan ayağa kalkıp yürüyüp koşarak hesap için giderken, bunlar kabirlerinden kalkıp ayakta duramayacaklar, doğru dürüst yürüyemeyecekler ve sonuçta yaptıkları zulümlerinin hesabını veremeyeceklerdir. Çünkü insanlar yaşadıkları gibi ölürler, öldükleri gibi dirilirler, mizana da o halde gelirler. İbn Abbas’ın dediği gibi: Faiz yiyen kıyamet günü nefesi boğulmuş deli gibi kalkar.
Onlar dünyada faizi haram kılan Rabbi dinlememişler, faizi alışveriş gibi gören şeytana uymuşlardır. Dünyada onları dünyalık çarpmış, ahirette de şeytan çarpmışçasına, savrulmuş bir halde huzurda duracaklar. Onlar variyetin sarhoşluğu içerisinde yaşamışlar, toplamak için çırpınıp yorulmuşlar, vermeyi dağıtmayı hiç akıllarına getirmemişlerdir. Öyle ki onlar gündüz malı toplamak için koşturup yorulmuş, geceleri de onun hesabıyla kendilerinden geçmişlerdir. Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline! Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır. Hayır; o, and olsun ki, Hutame’ye atılacaktır.
Aslında hesap gününde şeytanın herhangi bir etkinliği olmayacaktır. Ama ayet, onların acıklı halini şeytan çarpmış kimsenin perişan haline benzetmektedir. Gerçekte şeytan onlara dünya hayatında çarpmış, variyet sarhoşluğu içerisinde kendilerini kaybetmelerine sebep olmuştur. Onlar bu şeytanî cezbe içerisinde paradan başka bir şey düşünemez olmuşlar, her şeyi para için yapar ve paraya adeta tapar olmuşlardır. Sonuçta tam da şeytanın istediği olmuş, toplumda garibanları sömüren azgınlar, onlara kin ve nefretle bakan kimseler çoğalmış, toplumda fitne, fesat kol gezer olmuştur.
İkinciler ise davetçilerin gerçek çağrısına rağmen şeytanın aldatıcı çağrılarına kulak veren, hakikat erlerinin peşinden gitmek varken şeytanın izini takip eden bahtsız kimselerdir. Doğru yolu bulup hidayette olan kimse, rotası belli, hedefi belli olan kimsedir. O, hidayet davetçisinin rehberliğinde doğru yolda ilerlemeye devam eder. Şeytana uyan kimse ise rotası ve hedefi belli olmayan, neyi ne için yapacağını bilmeyen ve özellikle ahiret hedefi olmayan şaşkın kimse gibidir. Zira onları bir takım sahte, geçici va’dlerle kandırmış, onlara sözler vermiş ama sonuçta sözünde durmamış, onları yarı yolda bırakmıştır.
Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve «Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım» dedi. İki ordu karşılaşınca da, geri dönüp, «Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz Allah’tan korkuyorum, Allah’ın azabı şiddetlidir» dedi.
İş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır» der.
İkiyüzlü münafıkların durumu insana: İnkâr et! deyip, insan da inkâr edince: Doğrusu ben senden uzağım; alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım, diyen şeytanın durumu gibidir. İkisinin sonucu da içinde temelli kalacakları ateş olacaktır. Zalimlerin cezası budur.
Çarpıcı Meselin İbretlik Dersi:
Şeytan, Yüce Allah’ın, atamız Hz. Âdem’in ve tüm insanlığın düşmanıdır. Onun, kendi izini takip eden dostlarına dostluğu da aldatıcı ve sahtedir. Akıllı insan, kendisini yoktan var eden ve sayısız nimetleri sayesinde varlığını sürdürdüğü Rabbini tanıyan ve O’nun ölçülerine göre hareket eden kimsedir. Bu benim dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.
Bir tarafta dünyada izzetli, ahirette cennetli bir hayatı yaşamaya çağıran Yüce Allah ve O’nun kutlu davetçileri; öte tarafta zillet içerisinde bir hayata çağıran şeytan ve yandaşları. Bir tarafta insanın hem kendine hem başkalarına hayrı olan ilahî ölçüler, diğer tarafta zararı herkese dokunan şeytanî çağrılar. Bir tarafta istikamet çizgisinde dünya ve ahirette insanın başını dik tutan, adam gibi yürümesini ve yaşamasını sağlayan ölçüler; öte tarafta şaşkınlık girdabında bocalamasına ve aşağılıklara yuvarlanmasına sebep olan ölçüsüzlükler. Tercih insana kalmıştır, elbette her insan tercih ettiğinin sonucuna katlanacaktır.
