Allah Mümin, Rasül Mümin, Kul Mümin

El-Mü’min Allah Celle Celâlüh

Yüce Rabbimizin isimleinden biri de el-Mü’min’dir. O, güven ve emniyet kaynağıdır. Peygamberlerini ayet ve mucizelerle doğrulayan, dünya ve ahirette güven ve huzur veren O’dur. Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanlara eman verip güvene çıkaran O’dur.

“O Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır, O Meliktir, Kuddüstür, Selamdır, Mümindir..

O halde, dünya ve Ahirette güvende olmak isteyen O’na güvenmeli ve O’nun korumasını hak etmelidir. Unutulmamalıdır ki, O’nunla irtibatlı olmayan her şey ve herkes güven ve huzura eremez; korku, stres ve buhrandan kurtulamaz. O halde gerçek anlamda mümin olmak isteyen, el-Mümin olan Yüce Allah ile irtibatlı olmalıdır.

Mümin olmak, kuru bir iddia değildir. O’na inanmak, O’na güvenmek ve O’nun olmakla mümkündür. Aynı şekilde mümin, etrafındakilere güven veren ve güvende olan kimsedir. Zira o, Mümin olan Allah’ın kulu, Emin Muhammed’ini ümmeti bir mümin kişidir.

Kur’ân, Müminin Arkadaşıdır

Hadiste, “Kıyamet günü Kur’ân inanan kimseye, ‘Ben senin arkadaşınım (sahıbüke) diye sahip çıkacaktır.” buyurulmuştur. Buna göre Kur’ân müminin arkadaşı/dostudur. Tabi ki Kur’ân’ın dostu olabilmek için, onun istediği ölçülerde mümin olmak gerekir. Önemli olan Kur’ân’ın işte onlar gerçek müminlerdir dediği müminlerden olmaktır.

İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler. İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

İnanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Ayetlerde gerçek imanın, kalpte sıkışıp kalmış bir duygudan ibaret olmadığı, onun namaz, infâk, cihâd gibi amellere dönüşmesinin gereğine dikkat çekilmiştir. İman, amelden bir cüz olmasa da, iman ile salih amel arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Sâlih amel, imanın göstergesi ve onu besleyip güçlendiren bir etkendir.

Kur’ân, bize gerçek kâfirleri de anlatır ki onların özelliklerini tanıyalım ve onlardan olmayalım:

Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, Allah’la peygamberleri arasını ayırmak isteyen «Bir kısmına inanır bir kısmını inkâr ederiz» diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere ağır bir azap hazırlamışızdır.

Dikkat edilirse ayette, Allah’ın ayetlerinin ve peygamberlerinin bir kısmına inandıklarını söyleyen insanlardan bahsedilmektedir. Bunlar, bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmektedirler. Onların kendilerini iman edenler olarak nitelemesi geçerli değildir. Onların bir kısım ayet yahut peygamberlere inandıklarını söylemeleri bizi yanıltmamalıdır. İşte bunun için Rabbimiz, onların imanlarının geçersiz saymış ve onların gerçek kâfirler olduğunu özellikle belirtmiştir.

Mümin, bu ayetleri okurken kendini test eder. Bu ayetlerle müminliğini gözden geçirir ve gerçek müminlerden olmaya gayret eder. Ancak kendi yaklaşımına göre değil, Kur’an’ın tarif ettiği müminlerden olmaya gayret eder. Zira bugün mümin olduğunu söyleyen pek çok insan vardır, müminlik anlayışları da farklı farklıdır. Bunun için Kur’ân, insanların çoğunun şirk koşarak iman iddiasında bulunduğuna dikkat çekerek bizleri uyarır: Onların çoğu, ortak koşmadan Allah’a inanmazlar.

Mümin Peygamber

Peygamberimizin isimlerinden biri de el-Müminü’lMüeyyeddir. O, inanan, güven veren, desteklenen Peygamberdir. Kur’ân’da şöyle buyurulmuştur: “De ki, o sizin için hayır kulağıdır, Allah’a inanır ve müminlere güvenir/onları doğrular.”

Yine Onun isimlerinden biri aynı kökten gelen ve güvenilir kişi demek olan el-Emîndir. Peygamberimiz peygamber olmadan önce de sonra da hep bu sıfatıyla tanınmış ve meşhur olmuştur. O, hem insanlara karşı hem de Yüce Rabbe karşı güvenilir bir kişidir. Yüce Allah’tan aldığı vahyi aynen getirip insanlara ulaştırmış, O’nan inanıp dayanmış, O’nun dinini olduğu gibi insanlara tebliğ etmiştir. O, insanlara karşı da son dere dürüst ve güvenilir bir kişilik sergilemiştir. Bir görüşe göre şu ayette geçen güvenilir elçiden kasıt Hz. Peygamberdir: “O Kur’ân güvenilir itibarlı bir elçinin sözüdür.” Bu anlamda ona el-Mü’temen de denmiştir.

Mümin Peygambere, onun gibi inanan ve O’nun gibi güven veren ümmet olmak yaraşır.

İnanan Ve Güven Veren Gerçek Mümin

Gerçek mümin, bir adı da Mümin olan Yüce Allah’a inanmalı, O’nunla irtibatını hiç kesmemeli, yalnızca O’na kulluk ve ibadet etmeli, O’nun ölçüleri doğrultusunda bir hayat yaşamalı ve hep O’na güvenip dayanmalıdır.

Bunun için müminler, hayat düsturu olarak el-Mümin olan tarafından kendilerine sunulmuş Kur’ân’ın mümin tanımlarını okumalı ve onların gereğini yaparak gerçek müminlerden olmaya gayret etmelidir.

Gerçek müminin, her konuda olduğu gibi iman örneği de Hz. Peygamberdir. Mümin, onun inandığı her şeye, O’nun iman ettiği gibi inanmalı ve bu imanın gereğini yerine getirmelidir. Nitekim O’nun iman örneği oluşu bir Kur’ân ayetinde şöyle anlatılır: Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene inandı; müminler de iman ettiler.Ayette müminlerin, kendisine indirilene iman eden Peygambere atfedilmeleri oldukça dikkat çekicidir. Müminler, iman konusunda da Peygamberi örnek alacaklardır. Zira O, her konuda olduğu gibi imanda da örneğimizdir. O halde gerçek müminler olabilmek için, Peygamberin inandığı tüm her şeye O’nun gibi iman etmeli, imanın gereği mümince bir hayatın adamı olmalıdır. Zaten dünya ve ahirette güvende olmak da buna bağlıdır.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir