Nûr Olan Yüce Allah’ın Nurlu Kitabı ve Nurlu Nebisiyle Aydınlanan Nurlu Mümin

Yüce Allah Nûr

Yüce Rabbimizin isimlerinden biri de en-Nûr’dur. Nûr, kendi zatıyla zahir olan, başkalarını nuruyla ortaya çıkaran, onların var olmalarını sağlayan, nur-ışık ve aydınlık kaynağı olan, demektir. Allah, göklerin ve yerin nûrudur.O’dur hak edenleri karanlıklardan aydınlıklara çıkaran. O’dur gökleri ve yeri manen ve madden aydınlatan, ışıtan, maddî ve manevî ışıkların kaynağı olan. Işık saçan güneşi, ayı, yıldızları yaratan ve onlara bu özellikleri bahşeden de Yüce Allah’tır. Gönülleri ve beyinleri aydınlatan, doğru yolu, cennete giden yolu aydınlatıp gösteren, bunun için ayetler indiren, rehberler gönderen de Yüce Rabbimizdir. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.

Bunun için ışık kaynağı kitaplar indiren, aydınlatıcı rehberler gönderen Rabbimize yönelmeliyiz, gönül, beyin ve yolumuzu O’nun nuruyla aydınlatmalıyız. Var olmak için, aydınlanmak için O’na muhtacız her zaman. Zira O’nun kitabı da nurdur, Peygamberi de nurdur. Aynı şekilde O’nun bir adı da ışıtan ve aydınlatan anlamında el-Münîr‘dir.

Kur’ân Nûr

Kutsal Kitabımızın bir adı da en-Nûr’dur. “Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir.” Bu, Allah’ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeye layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah’ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır.

Bir Kur’ân suresinin adı da nûr’dur. O surede yer alan meşhur Nûr ayeti pek çok kitabın temel konusu olmuş, pek çok gönül adamına ilham kaynağı olmuştur. Bu ayet şöyledir: Allah göklerin ve yerin Nur’udur. O’nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.O’nun evrenin nuru oluşu, var olan her şeye yolunu göstermesi, yaratılış gayesini açıklaması ve bu gayeye uygun/yatkın olarak yaratmasıdır. İnsana da aynı şekilde yolunu göstermiş, ona verdiği doğruyu eğriden ayırt eden akıl, indirdiği kitaplar ve gönderdiği elçiler vasıtasıyla doğru yolu aydınlatmaya devam etmiştir. O, asla kullarının karanlıklarda kalmasını istemez, onların küfür-şirk ve günah karanlıkları içerisinde kaybolup gitmesine razı olmaz.

Son olarak Kur’ân’ın inişi ve Son Peygamberin insanlığa gelişi O’nun nurunun en büyük yansımalarındandır. Evet Kur’ân nurdur, Onun peygamberi nurdur, O’nun dini İslam nurdur, ona iman eden mümin nurdur, onun yaptığı salih ameller o nurun yansımalarıdır.

Yine Kitabımızın bir adı da el-Münîr’dir. “Aydınlatıcı (münir) kitap getiren peygamberler.”

Kur’ân’ın bu aydınlatıcı özelliğinden faydalanabilmek için, alıcılarımızı ve yansıtıcılarımızı ona çevirmek, onun hakikat ve hikmetleriyle dolmak, beslenmek durumundayız. Bunu da kesintisiz sürdürmeli, her zaman onu okumalı, anlamalı ve yaşamalıyız ki onun aydınlığında huzurlu ve bereketli bir hayat yaşayabilelim. Gönül ve beyin alıcısı Kur’ân’a kapalı olanların, kendilerini ne kadar aydın/entelektüel/ilerici olarak lanse ederlerse etsinler, onların Kur’ân’a göre karanlık kişiler olduğu ve karanlıklar içerisinde kalacakları bizzat Kur’ân tarafından ifade edilmektedir. Zira Kur’ân’a göre tevhid gerçek anlamda hayat, tevhidden uzak olmak ölümdür. Tevhid üzere olmak aydınlık, tevhidden sapmak günahlara dalmak ise karanlıktır. Zaten zulüm de karanlık anlamına gelen zulmet kelimesi ile aynı kökten gelen bir kavramdır. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir.

İnkarcıların küfür içerisindeki halleri, derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah’ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.

Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O’dur.

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O’dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlıdır, merhametlidir.

Peygamber Nûr

Peygamberimizin isimlerinden biri de En-Nûr’dur. Aydınlık, ışık kaynağı, Yüce Allah’ın sönmeyen ışığıdır O. Ona, nur denmiştir, çünkü onun işi/mesajı apaydınlıktır, onun gelişi gönülleri ve ufukları aydınlatmıştır. Onun gelişi ile dibi görünmez karanlıklar son bulmuş, eni sonu belli aydınlık yollar açılmıştır. Bir ayette şöyle buyurulmuştur: “Doğrusu size Allah’tan bir nur geldi.” Gerçekten de Peygamberimiz, çağırdığı hakikatleri ile, getirdiği apaçık ayetleriyle sözü özü bir, söylemi açık ve net bir davetçidir. Onun çağrısında kapalılık, anlaşılmazlık ve yaşanılmazlık yoktur. Onun hayatı da, söylemleri de güneş gibi berrak ve aşikardır. Onun hayatında karanlık bir sayfa asla yoktur.

Aynı şekilde ona Nûru’lÜmem (Toplumların nuru, onları Allah’ın hidayet nuruna götüren rehber) de denmiştir. Nitekim O, cahiliye karanlıklarını yaşayan yığınları almış, onlardan Saadet Çağının ışık saçan seçkinlerini yetiştirmiştir. O’nun yoluna tabi olan, O’nun izinde giden her çağdaki herkes benzer şekilde aydınlanmasını gerçekleştirecektir. Zira Peygamberin çağı aydınlık saadet çağıdır, peygamberle yaşanan her çağda öyledir.

Yine ona El-Münîr denmiştir. Zira o, ışıtıp aydınlatan, nurlandıran. O getirdiği ilahî gerçekleri gönülleri, zihinleri ve yolları aydınlatandır.

Es-Sirâcü’lMünîrde onun bir başka sıfatıdır. Işıtan, aydınlatan lamba, meşale. Onun yolu ve peygamberliği apaçık ortada olduğu için, getirdiği mesajlarla inananların gönüllerini aydınlattığı için ona bu ismi Yüce Allah vermiştir: “Biz seni Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak gönderdik.” Ona aynı anlamda el-Misbâh (lamba) da denmiştir.

Bir başka sıfatıyla o, Fevâtihu’nNûrdur. Nurun, bilginin açıcısı, gerçekleri ortaya koyandır. Onun nuru, kendinde kalmamış, etrafına yansımış ve yansımaya devam edecektir.

Onun gelişi ile Yesrib, Münevver Medine olmuş, onunla aydınlatmış ve ondan aldığı ışıkla kıyamete kadar aydınlatmaya devam edecektir. İnanıp yararlı işler işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere, size Allah’ın apaçık ayetlerini okuyan bir peygamber göndermiştir.

Mümin Nûr

Nur’un kaynağı ile irtibatlı olmalı, O’nun Nûr menbaı Kur’ân’dan gıdalanmalı, Nûrlu Peygamberi izleyip nurlanmalı ve etrafına nur saçmalı. Aydınlanmış ve aydınlatan Münevver Mümin olmalı.

Zaten O’nun ümmeti, kıyamet günü de abdest azaları nurlular olarak çağrılacak ve bu temel özellikleriyle diğer ümmetlerden ayrılacaklardır. Dünyada ışığa ve ışık kaynağına sırtlarını çeviren karanlık ruhlu, karanlık beyinli, karanlık adamlar, ahrette de karanlık kişiler olarak haşr olunacaklardır: O gün, birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir