Cenab-ı Hak
Yüce Rabbimizin en başta gelen isimlerinden biri el-Hakk’tır. O Cenab-ı Haktır. Hak, varlığı hiç değişmeyen, hep gerçek ve sabit olan, asla batıl olmayan, her zaman hakkı ortaya koyan, onu destekleyen demektir.
O, haktır, O’nun sözü haktır, O’nun va’di haktır, O’nun dini haktır, O’nun kitabı haktır, O’nun peygamberi haktır, kısaca O’nunla bağlantılı olan her şey haktır. “Zira Allah, hakkın ta kendisidir. O’nun dışında taptıkları ise hiç şüphesiz batılın kendisidir. Gerçekten Allah pek yüce ve uludur.” Hakkın kaynağı O’dur, Ondan kaynaklanan her şey de haktır. Din, söz, kitap, peygamber, va’d hepsi haktır. O, kâinatı hak ile yarattı, hakkıyla yarattı, yarattığı her şeye hakkını verdi, kusursuz ve yerli yerince yarattı. Allah asla varlıklara haksızlık etmez. O’nun söylemleri de haktır, eylemleri de. O, dünya ve ahirette kulları arasında hak ile hüküm verir. O, her hak sahibine hakkını vermeyi emretti.
Hak ve haklı olmak, hak ve adalete ermek ancak Hakka hizmet ve kulluk etmekle, Cenab-ı Hakkın hak ve hatırını her şeyden üstün tutmakla, hakkı asla batılla karıştırmamakla mümkündür. O halde Cenab-ı Hakkın kulu olan kimse, her hak sahibine hakkını vermeli, her zaman ve şartta hakkın adamı olmalı, hakkı söylemeli ve hakkı savunmalıdır.
HAK KİTAP KUR’ÂN
Kur’ân’ın bir ismi de el-Hak’tır. Zira Kur’ân, Hakkın kelamıdır. “O, şüphesiz kesin gerçektir.” Onun kaynağı haktır, muhtevası haktır, Peygamberimize gelişi haktır, bize kadar ulaşması da haktır. O, hakkı hakkı hakîm kılmak için gelmiştir. O haktır, onun gelmesiyle batıl yok olmuştur. Kur’ân’ın hem Cenab-ı Hakkın katından geldiğini, inişinde hiçbir şüphe olmadığını ve içeriğinin salt gerçeklerden ibaret olduğunu vurgulayan bir isimdir.
Onun her yönüyle hak oluşu bir ayette şöyle açıklanır: Biz, onu hak ile indirdik, o da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
O halde Kur’ân’ın Hak kitap ve Hak kelam oluşunda asla şüpheye mahal yoktur. Ona muhatap olan mümin, onu hakkıyla okumalı, anlamalı ve yaşamalıdır. Kur’ân hakkıyla okumak’tan bahseder. Hakkıyla okumak, onu dosdoğru okumak, dosdoğru anlamak ve gereği bir hayatı yaşamaktır. Kur’ân’ın bizlerden istediği de budur:
Doğrusu, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap’ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.
Kur’ân, Allah’tan hakkıyla sakınılmasını emreder. Allah’tan hakkıyla sakınmak, O’nu doğru bir şekilde layığı ile tanımak ve O’na kulluk etmektir. Ey inananlar! Allah’tan, sakınılması gerektiği gibi/hakkıyla sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.
Yine Kur’ân, hakkıyla cihad edilmesini ister. Cihadın hakkı, Allah yolunda bütün var gücü ile cehd ü gayret etmektir. Allah uğrunda gereği gibi/hakkıyla cihat edin.
Kur’ân hem hakkın adamı olmayı, hem de hakkı başkalarına tavsiye etmeyi emreder. Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler hüsrandan kurtulmuşlardır.
Nihayet Kur’ân, hakkıyla müminlerden bahseder. Hakkıyla mümin olmak, şeksiz inanmak ve inandığı gibi yaşamaktır. İşte onlar gerçekten/hakkıyla inanmış olanlardır.
HAK PEYGAMBER
Peygamberimizin isimlerinden biri de El-Hak’tır. O peygamber gerçeğin ta kendisi, batılın karşıtıdır. Onun işi ve doğruluğu gerçeğin ta kendisidir. Nitekim Kur’ân’da şöyle buyurulmuştur: “Doğrusu size Rabbinizden bir gerçek geldi.” ”Nihayet onlara hak ve hakikati açıklayan bir elçi geldi..” Gerçekten onlar, kendilerine geldiğinde hakikati yalanladılar..”
Evet, o peygamber hakikat adamı, hakikat tanığı olarak gelmiştir. O’nun dini haktır, bize getirdiği kitap haktır. Onun işi hep hak ile olmuş, asla batıla bulaşmamıştır. O’nun izinde giden müminlere yakışan da hep hakkın adamı olmaktır.
HAK DİN
Yüce Allah’ın bize gönderdiği din de yegane hak dindir ve o da Âdem’den Hâteme tüm peygamberlerin dinidir. O dinin adı İslam’dır. Yüce Allah, o dinin tüm diğer dinlerden üstün ve yegâne hak din olduğunu göstermek ister, kullarına da bunu emreder:
Allah katında din, şüphesiz İslamiyet’tir. Kim İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir. Müşrikler hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah’tır.
HAKKIN ADAMI MÜMİN
Kur’ân bizden her zaman ve her şartta hakkın adamı olmamızı ister. Kur’ân’a göre mümin, hakikatin şahididir. O, her hak sahibine hakkını vermelidir. Kur’ân’ın istediği Salih kimse, hukukullah ve hukuku’l–ıbada riayet eden kimsedir. Yani Allah’ın haklarını ve mahlukatın haklarını gözeten kimse. Bu yüzden mümin, Cenab-ı Hakk’a layığıyla kul olmalı, O’nun Hak elçisinin getirdiği Hak Kitaba uymalı, hakkı söylemeli, hakkı eylemelidir. Batıla yaklaşmamalı, batıla karşı mücadele etmelidir. Dünya ve ahirette İslam’ın kazanımlarını hak edebilmek için, hakikat eri olarak hakkıyla koşturmalıdır.
