Hadislerde Mesellerin Kullanılması

Mesel, teşbih ve temsil yoluyla hayret verici bir şekilde anlatımdır. Bu şekilde anlatım sözün tesir gücünü artırır, soyut ve kapalı anlatımlar müşahhas ve açık bir biçimde anlatılarak, manalar tablolar halinde sunularak sözün kolayca anlaşılması ve zihinlerde kalıcı olarak yer etmesi sağlanır. Söz Sultanı Peygamberimiz de bu üslubu kullanmıştır. Kendisine az sözle çok mana ifade etme/cevâmiu’l-kelim gücü verilmiş olan Efendimiz, vecize kabilinden özlü sözler söylediği gibi, bazı anlatımlarında tasvir ve temsil yoluyla eşsiz anlatımlar sunmuştur. Abdullah b. Amr(v:65)’ın “Hz. Peygamberden bin mesel öğrenip ezberledim” sözü hadis ilminin bu konudaki zenginliğini gösterir. Bu meseller derinlemesine düşünüldüğünde çok önemli ve zengin mesajların verildiği anlaşılacaktır. Bunlardan önemli bir kısmı özlü ve engin anlamlı vecizeler olup çoğu yakın ifadelerle atasözü ve deyimlere dönüşmüştür:

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap.”

Nerede olursan ol, Allah’tan kork!”

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.”

“Veren el alan elden üstündür.”

“Merhamet etmeyene merhamet edilmez”

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez”

“İyilik yapılmasına önayak olan kişi, bizzat onu yapan gibidir.”

“Her iyilik sadakadır.

“Zekât, İslam’ın köprüsüdür.”

Onun söylediği temsil/çarpıcı örnek anlatımlardan bir kaçı ise şöyledir:

“Kur’ân’ı okumaya devam edin; onun hafızadan kaçışı, bağından salınan devenin kaçışından daha hızlıdır.”

“Benim durumum ateş yakan birine benzer. Ateş etrafını aydınlatınca, kelebekler ve bu ateşin içindeki diğer canlılar içine düşmeye başlarlar. Adam onları engellemeye çalışsa da onlar, onu zor duruma düşürerek ateşe atılırlar. İşte benimle sizin durumunuz tıpkı böyledir: Ben ateşten korumak için sizin kuşağınızdan tutup ‘ateşten beri gel, ateşten beri gel!’ diyorum, siz beni zor durumda bırakarak onun içine atılıyorsunuz.”

“Benimle diğer peygamberlerin durumu, bir bina inşâ eden, onu iyi ve güzel yapan birinin durumu gibidir. İnsanlar bu binayı dolaşmaya başlarlar ve ‘bundan daha güzel bir bina görmedik, yalnız şu tuğla hariç’ derler. İşte o tuğla benim.”

Müslümanlar birbirlerini sevmede, birbirilerine merhamet etme ve şefkat göstermede bir vücut gibidir. Vücuttan bir organ şikâyet ederse, vücudun diğer organları uykusuzluk ve ateşe-ağrıya ortak olmada ile ona katılırlar.”

“İyi arkadaşla kötü arkadaşın örneği, misk taşıyanla körük üfüren demirciye benzer. Misk taşıyan ya ondan sana hediye eder, ya sen ondan satın alırsın veya onu koklarsın. Körük üfürücüsü ise ya elbiseni yakar, ya da ondan pis koku alırsın.”

“Âlimler gökyüzündeki yıldızlar gibidir. Karada ve denizde onlar sayesinde yol bulunur. Yıldızlar sönüverirse, kılavuzların yoldan çıkmaları yakın demektir.”

“Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyenin benzeri, diri ile ölü gibidir.”

Mümin hurmaya veya arıya benzer; arı temiz yer ve temiz üretir. Yine mümin som altın parçası gibidir; ateşe atılıp üzerine üflenir, yine som altın olarak çıkar.”

“Mümin, yeşil ekine benzer. Rüzgâr onu, bazen yatırır bazen kaldırır. Münafığın hali ise çam ağacına benzer. Onun kökünden devrilmesi bir seferde gerçekleşir.”

“O öyle bir ağaçtır ki onun durumu Müslümana benzer. O, Rabbinin izniyle sürekli meyvesini verir, yapraklarını dökmez, hep yeşil kalır. Söyleyin bakalım bu ağaç hangi ağaçtır? Evet o, hurma ağacıdır!”

“Münafığın durumu, iki sürü arasında damızlık peşinde dolaşan dişi koyuna benzer. Bir kere bu sürüden öbürüne, bir kere ondan bıkıp diğerine koşar.”

“Kur’ân okuyan mümin turunçgillere benzer; kokusu da güzeldir, tadı da güzeldir. Kur’ân okumayan mümin ise, hurmaya benzer; kokusu yoktur, fakat tadı güzeldir. Kur’ân okumayan münafık reyhana benzer; kokusu güzeldir, tadı ise acıdır. Kur’ân okumayan münafık da Ebû Cehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi, tadı da acıdır.”

Vallahi Allah’ın seninle bir adamı hidâyete erdirmesi, senin için kızıl tüylü deve sürülerinden daha iyidir.

“Şayet dünyanın allah katında bir sivri sinek kanadı kadar değeri olsaydı, ondan kâfire bir yudum su bile vermezdi.”

“Benim ümmetim yağmur gibidir. Başımı hayırlıdır yoksa sonu mu bilinmez.”

Görüldüğü üzere Peygamberimiz de sözlerinde çarpıcı örnekler vererek Kur’ân’ın üslubunu kullanmıştır. O, bu anlatımlarıyla günlük hayatın içerisinden teşbihler yaparak anlatılarının daha kolay anlaşılmasını, zihinlerde kalıcı tesirler bırakmasını hedeflemiştir. Bu örneklerde O, ateş yakan kişi, inşaat ustası, misk satıcısı, demirci, diri ile ölü gibi kişileri örnek göstermiştir. Yine O temsillerinde, deve, kelebekler, arı, sivrisinek, koyunu örnek olarak vermiş; bunun yanında da hurma, ekin, ağaç, turunç, reyhan, Ebucehil karpuzu gibi bitkileri ve bedenin organları, yağmur ve yıldızlardan örnekler vermiştir. Dikkat edilirse bu verilen örnekler, herkesin içiçe yaşadığı hayatın içerisinden misallerdir. Derinlemesine düşünüldüğünde bunların hepsinde sayısız hikmetler vardır.

Onun bu kabil meselleri hadis âlimlerince müstakil olarak incelenmiştir. Ona salât ve selam olsun!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir