Hayvanlardan Beter Olanlar

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِنْ الْجِنِّ وَالْإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمْ الْغَافِلُونَ

And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.

Yüce Allah, yanlış yapanlar yanlışlarından, sapanlar sapkınlıklarından vaz geçsinler diye ağır teşbihlerle uyarılarda bulunuyor. Bir insana hayvan dense, kızar, çünkü herkes bilir ki insan olma hayvanlıktan çok daha yüce bir şereftir. Ama Yüce Yaratıcı, mükerrem varlık olarak yarattığı bazı insanları hayvanlara benzetmekte ve hatta onlardan daha aşağı olduğunu belirtmektedir.

Hayvanlar, sahiplerini bilirler, kendilerine yiyecek içecek verenleri tanırlar, onlara yakınlık gösterirler, onların çağrılarına uyarlar ve onların hizmetinde çalışırlar. Düşünecek akıl, konuşacak dil verilmediği halde çoğu hayvan, zararın faydanın nerede olduğunu bilir ve ona göre tedbirini alır. Bilmezine bir yanlış yaptığında, ikinci sefer on tekrarlamaz, o yanlışın yanına yaklaşmaz. Hayvanlar, sahiplerini bilirler, onların çağrısına kulak verirler, ona göre hareket ederler. Hayvanlar yaratılış gayelerine göre hareket ederler. Hayvanlar, kendilerine bakan, kollayan, besleyen kimselere yönelirler, onlara vefa gösterirler. Bazı hayvanlar eğitilebilse de genel olarak hayvanların fazilet elde etme, kendilerini geliştirme kabiliyetleri yoktur; ama insanın vardır. İnsan isterse meleklerden üstün olabilir, dilerse aşağıların aşağısına yuvarlanabilir.

Ama kâfirler, Yüce Yaratıcıyı tanımayanlar, O’nun bunca nimetini tüketip O’na teşekkür etmeyenler, O’nu dinlemeyenler, O’na karşı gelenlerdir. Onlar kendilerine neyin fayda yahut zarar vereceğini öngörüp buna göre hareket etmeyenler, yanlışlarında ısrar edenler, inkâr ve isyanlarıyla kendi cehennem ateşlerine yakıt taşıyanlardır. Çoğu zaman onlar yaptıklarının yanlış olduğunu bilerek yanlışta ısrar ederler, uyarıcılara kulak vermezler, yaşananlardan ibret almazlar. Bu yüzden onlar, hayvanlardan daha aşağı durumlara düşmüşlerdir. İnsan bilmelidir ki sadece görünüşle insan olunmaz, kalıpla insan kalınmaz. Önemli olan insan olduğunun bilincinde, insaniyetin gereklerini yerine getirebilmektir. Yoksa nice insanlar vardır üzerlerinde elbise yok, nice elbiseler vardır, içlerinde insan yok, durumuna düşüverirler. Yunus’un ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez deyişi de boşa değildir.

İnsanlığın hizmetine sunulmuş hayvanlar, bu dünya hayatını sürdükten sonra ölüp toprak olacaklardır. Onlar için cennet yahut cehennem söz konusu olmayacaktır. Onun için diriliş günü kâfirelr, hayvanların toprağa karışıp gittiklerini gördüklerinde, ah keşke biz de toprak/hayvan olsaydık diye hayıflanacaklardır. O gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkârcı da: Keşke toprak olaydım, der.

Akıllı olmak önemlidir ama asıl olan aklı doğru yerde kullanmak, gönül aklıyla düşünebilmek, gerçeği derinden anlayabilmektir (fıkh). Göz, kulak sahibi olmak önemlidir ama asıl olan gördüğünü gönü gözüyle görebilmek (basiret), işittiğini gönül kulağıyla duyabilmektir. Duyular gönülle irtibatlı çalışmazsa, sahibi gafletten kurtulamaz. Böyleleri ne iç dünyalarındaki (fıtrat) hakikat mührüne yönelirler, ne de dış dünyadan kendilerine sunulan, karşılarına çıkan delillere itibar ederler. Onlar şuursuz varlıklardır. Evet onlar, hayvanlar gibidir ve onlardan daha aşağı seviyededirler.

And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık Böylelerinin cehennem için yaratılmış olması, onlar için bir zorunluluk değildir. Zira Yüce Yaratıcı insanı, en mükemmel şekilde yaratmış, gerçeği bulsun diye ona kalp, akıl, göz, kulak vermiştir. Ama o, tüm bu imkanları değerlendirmeyip doğru yoldan saptığında kendi iradesiyle kendini cehenneme atmış olacaktır. Nitekim bir başka ayette de Yüce Rabbimiz, Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım, buyurmuştur. İnsan ve cinlerin cennet yahut cehennem için yaratılmış olmaları, onları zorla cennete yahut cehenneme sokmak için değil, bunun önceden ezelî ilimle Yüce Yaratıcı tarafından bilindiğini anlatmak içindir. Yani onların cennet yahut cehennem yolunu seçeceklerini Yüce Allah önceden bilmektedir. Öyle olmasa, Yüce Yaratıcının insana irade vermesinin bir anlamı kalmazdı. Oysa O, insanın serbest bırakıldığını açıkça beyan etmiştir:

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi? Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi? Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük. Gerçek Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Buna göre Yüce Allah, insan ve cinleri yaratmış, onlara fırsat vermiş, inanan inansın ve imanının gereğini yapsın cennetlik olsun; inkâr eden de inkâr edip cehennemlik olsun! Nitekim ayette kalpleri var anlamazlar, gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, denilmiştir. Demek ki onlara bu duyular verilmiş, anlasınlar, görsünler, işitsinler, doğruyu yanlıştan ayırt etsinler, diye. Ama onlar, bu duyularını yerli yerinde kullanamamışlar ve sonuçta sapkınlardan olmuşlar.

Akıllarını/duyularını doğruyu bulmada ve doğruda kalmada kullanmayanları hayvanlara benzeten başka ayetler de vardır:

Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar. Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. İnkâr edenlerin durumu, çağırma ve bağırmadan başkasını duymayarak haykıran gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden akledemezler. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalpleri onlara bir fayda sağlamadı… Yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalpler de körleşir.

Kendine tapan kimse, kendini tanımayan kimsedir. Zira kişi kendini layıkıyla tanısa Rabbini tanır. Ama o, ne zaman ki kendi zaaf ve acziyetini bilmez, kendini putlaştırır. Geçici ve sınırlı imkân ve gücüne rağmen, ölümlü oluşuna rağmen kendini yüceltir, ilah makamında görmeye başlar. Kendini Yüce Yaratıcının yerine kor, O’nun yetkilerini kendinde görmeye başlar. Ya kendini yüceltip tanrı makamına çıkarır, ya da tanrıyı sıradanlaştırır yaratık seviyesine indirir. Bu akılsız oluşundan değil, aklını doğru yerde kullanmayışından kaynaklanır. Sonuçta böylelerinin akıllarının olmasıyla, hayvanlar gibi akılsız olmaları arasında bir fark kalmaz.

Durakları ateş olduğu halde kafirler, zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler. Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; boş emeller onları avundursun; ilerde öğrenecekler. İnkâr edenler, ateşe sunuldukları gün, onlara şöyle denilecektir: Dünyadaki hayatınızda sizin için güzel olan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz; ama bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızın ve yoldan çıkmanızın karşılığında alçaltıcı bir azap göreceksiniz.

Çarpıcı Meselin İbretlik Dersi:

İnsan olmak, bizlere bahşedilmiş en büyük nimettir. Önemli olan bu nimetin kadrini bilmek ve insan olarak kalabilmektir. İnsana düşen, kendisini geliştirerek ulviyâta yolculuk yapmasıdır. Bunun için de hakikatin peşine düşmeli, derinlemesine düşünüp gerçeği bulmalı, gerçeği görmeli, duymalı, gerçeği söylemeli ve bütün bunların gereğini yerine getirmelidir. Aksi takdirde insan, kendisine bahşedilmiş ve biçilmiş olan bu makamını kaybedecek, hayvanlardan çok daha aşağı derekelere düşecektir. Ellerimle yarattım, canımdan can kattım, onu en şerefli varlık kıldım buyuran Yüce Yaratıcının insana, hayvanlardan daha aşağı demesi ne kadar hazindir!

İnsanı, diğer varlıklardan ayıran, duyularını yerli yerinde kullanmasıdır. Hakikati tanıma, görme, işitme, bilme insana yakışandır. Bu duyular insanda emanettir. İnsan kalabilmek ve bu yolda ilerleyebilmek için kişi, insaniyetinin kıymetini bilmeli, kendisine emanet edilen nimetleri fark etmeli ve bunların şükrünü eda etmelidir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir