Kur’ân’dan İstifade Edenler

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آياتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُون

الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

أُوْلَئِكَ هُمْ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Onlar yalnızca Rablerine güvenirler; namazı gereği gibi kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler. İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Ayet, önce müminlerin Yüce Allah karşısındaki duruşlarını belirliyor, ardından Onun kelamının karşısındaki duruşlarına açıklık getiriyor. Bir kere onlar, Yüce Allah karşısında hadlerini bilirler, Allah anıldığında kalpleri titrer, Onun azameti karşısında ürperirler. O’nun ayetlerini okuyup dinlediklerinde Yüce Allah’ın kendilerine değer verip seslendiğini, O’nun dünya ve ahiret saadetleri için prensipler koyduğunu düşünürler. Hikmet ve derin manalarıyla ayetler, onların imanına iman katar. Ayetler onların imanını harekete geçirir, imanın davranışlarına ve hayata yansımasını sağlar.

Yüce Rabbin ayetlerini dinleyip anlayan o kişiler, Allah kelamının gereklerini yerine getirmeye yönelirler. Önce Yüce Rabbin büyük, O’nun hakkının da büyük olduğunun bilincinde Rabbe karşı sorumluluklarını yerine getirirler. O’na şükür ve teslimiyetin göstergesi olan namazlarını samimiyetle ve gereği gibi kılarlar. Ardından mahlukatın haklarını ödemeye yönelirler ve Yüce Rabbin kendilerine bahşettiği rızıktan başkalarına da infâk ederler. İlimlerinden, itibar ve saygınlıklarından, mallarından Yüce Allah’ın kullarını da nasiplendirmeye çalışırlar. Zekât, sadaka, hayır, hasenat, ihsân, ikram namına yapabildiklerini yaparlar.

Demek ki onlar, Kur’ân’ı herhangi bir metni okur gibi okuyup geçmezler. Bir kere Yüce Allah’ın anılması onları titretir, Kelamının okunması onları harekete geçirir. İmanlarına iman katar, kalpteki imanın hayata yansımasını, hayatı şekillendirip anlamlandırmasını sağlar. Okunan ayetler, şüphe ve tereddütleri ortadan kaldırarak onların imanlarını sağlamlaştırır. Artık ayetlerle takviye edilen güçlü iman, şeytanî şer odaklarından gelecek şüphe tohumlarından etkilenmez. Ve güçlenen o iman, yerinde durmaz, sahibini harekete geçirir. Sonuçta onlar yüzeysel eğil derinlikli, sahte değil gerçek müminler olduklarını ispat ederler. Onlar Kur’ân’dan nasiplenen, onun hikmet ve hükümlerinden istifade edenlerdir. Nitekim onun ilk muhatapları Kur’ân’ın Allah kelamı olduğuna, onun hayat rehberi olduğuna inanmışlar ve onun inen ayetlerini öğrenme ve gereklerini yerine getirme işini birlikte yürütmüşlerdir. Abdullah b. Ömer’in dediği gibi onlar, on ayeti bir iyice öğrenir ve gereklerini yerine getirir, sonra ikinci on ayeti öğrenmeye geçerlerdi.

Kur’ân’da pek çok ayet, ondan istifade edenleri açıklar ve ondan istifade etmenin yolunu gösterir. Bu ayetlerden bir kısmı şöyledir:

Her şeyden önce Kur’ân tüm insanlığa gelmiştir. İnsanlığa hidayet rehberi olmak, onlara dosdoğru yolu göstermek ve o yolda kalmalarını ve o yolda ilerlemelerini sağlamak için gelmiştir. Ancak ondan istifade edebilmek için hakikat sevdalısı olmak, hakikate talip olmak gerekir. Doğrusu bu, dosdoğru olmak isteyenlere, âlemlere bir öğüttür.

Onu ön yargısız olarak okuyup ayetleri üzerinde derinlemesine düşünenler ondan layıkıyla istifade ederler: Biz, sana insanlara ne indirildiğini açıklayasın diye bu öğüdü indirdik. Herhalde derinlemesine düşünüp ibret alırlar.

Özü temiz akıl sahibi olmak gerekir. Bozulmamış, fıtrat üzere kalmayı başarmış akl-ı selim sahibi olarak onun ayetlerini okuyup anlamak gerekir: Bu, insanlara bir duyurudur... Özü temiz akıl sahipleri düşünüp ibret alsınlar diye

İyi niyetle ona yaklaşmak, iyi düşünmek ve iyiliklerin adamı olmak gerekir. Elif lam mîm. İşte bu hikmetle dolu kitabın ayetleridir. O, iyilik güzellik sahipleri için rehber ve rahmet kaynağıdır.

Maddî ve manevî kirlerden arınanlardan olmak gerekir: Ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir.

Yüce Yaratıcıya karşı sorumluluklarının bilincinde takva elbisesini giyinmek gerekir: Doğrusu o, takva sahipleri için bir nasihattir.

Kur’ân gerçeklerini can kulağıyla dinlemek gerekir: Kur’ân okunduğunda sesinizi kesin ve can kulağıyla onu dinleyin ki merhamet olunasınız.

Allah’a inanıp, içtenlikle O’na bağlananlar ondan layığı ile yararlanır: Sen öğüte uyan ve görmediği halde Rahman’a candan boyun eğenleri uyarabilirsin.

Şeytanla yollarını ayıranlar, Kur’ân’dan istifade edebileceklerdir: Kur’ân okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

Kur’ân okuma ve anlama konusunda insanları şu ayet iki grupta değerlendirir: Bunlardan biri Kur’ân’ın muhkem ayetlerini esas alıp müteşâbih ayetlerini onların ışığında anlayan ve bunların hepsinin Yüce Rabbin kelamı olduğunun bilincinde olan müminler. Diğeri ise ayetleri keyiflerine göre yorumlamaya, ayetleri birbirleriyle çatıştırmaya, ayetleri fitne aracı olarak kullanmak isteyen içi-niyeti bozuk kimseler… Sana Kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’ân’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitabın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar.

Evet, Kitabın büyük bir çoğunluğu muhkem ayetlerden oluşur. Bu ayetler hem kolay anlaşılabilen, hem hüküm ifade eden ayetlerdir. Kitapta bir de müteşâbih ayetler vardır. Onlar, muhkem ayetlerin yardımıyla ve Kur’ân’ın ilk muhatabı Hz. Peygamberin açıklamalarıyla anlaşılabilirler. Onlar, insanları sınamak için, onları derinlemesine düşünüp araştırmaya sevk etmek için ve bir de çıkabilecek farklı anlamlarla uygulamada genişlik için Kitapta yer almışlardır. Bazı sure başlarında yer alan hece harfleri, Yüce Allah’ın isim ve sıfatlarıyla ilgili bilgiler, kıyamet ve ahiret hallerine dair açıklamalar, rûh-melek ve cinlere dair bilgiler bu kabildendir. İlimde derinleşenler, Kitabın tüm ayetlerine Allah kelamı olduğunun bilincinde iman, samimiyet ve hadlerini bilerek yaklaşırlar. Kitabın söylediklerine kulak verip gereğini yerine getirmeye gayret ederler. Kalplerinde eğrilik olanlar, art niyetli olanlar, ön yargılı olanlar, kendi doğmalarına körü körüne saplanıp şartlanmış olanlar bu incelikleri kavrayamazlar. Karşılarındakinin sınırsız ilim sahibi Yüce Allah kelamı, kendilerinin ise sınırlı bilgi sahibi aciz kullar olduklarını bilmezler. Ayetleri anlayıp doğruyu bulmak için değil, birbirleriyle çakıştırıp akılları sıra açık aramak için onlara yaklaşırlar. Sonuçta ayetler, inananların imanına iman katarken, ötekilerin şüphelerini artırır, onların savrulmalarına sebep olur. Çünkü Bu (Kur’ân), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler.

Sonuç olarak Kur’ân’dan yakınî imana ermiş olanlar gereği gibi istifade edebileceklerdir: Bu, insanlığa kanıtlar sunmaktadır ve o yakinen inanan bir topluma rehber ve rahmet kaynağıdır.

Şimdi Kur’ân’ın bizden istediği bu özelliklere ne kadar sahibiz, bunun bir muhasebesini yapalım ve ondan ne kadar istifade edebiliyoruz, ya da edemiyoruz, sorularına cevaplar arayalım.

Mesajlar:

Hayat Düsturumuz Kur’ân’dan gereği gibi istifade edebilmek için onun Allah Kelamı olduğunu, bizim ise Allah’ın kulu olduğumuzu/haddimizi bilmemiz gerekir. Sonsuz ilim sahibinin Kitabını okuyup anlarken, sınırlı bilgi sahibi insanlar olduğumuzu göz ardı etmemeliyiz.

Hikmet kaynağı Kur’ân’ı iyi niyetli olarak, inanarak ve samimiyetle okuyup anlamaya çalışmalıyız.

Kur’ân’ın söylediklerine gönül kulağımızı vermemiz gerekir. Kendi ön yargı ve fikirlerimizi ona söyletmek için değil, onun bize söylediklerini anlayıp gereklerini yerine getirmek için onu okumalıyız.

Kur’ân’ın söylediklerini uygulamak için okumalı, onun gereklerini yerine getirdikçe onu anlama ve yaşama konusunda önümüzün-yolumuzun açılacağını bilmeliyiz. Zira bildikleriyle amel edenlere Yüce Allah, bilmediklerini öğrenmenin kapısını açacak, onu kolay kılacaktır.

Kur’ân ayetleri üzerinde derinlemesine düşünmek, tekrar tekrar okuyarak ayetler üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

Kur’ân’ın ilk muhatabı ve ilk müfessiri olan Peygamberimizin Sünneti ve onun eğitiminden geçen sahabenin açıklamaları, günümüze kadar Kur’ân üzerinde yapılan çalışmalar bizim Kur’ân’dan istifade etmemize yardım edecektir. Onun için büyük gayret ve kolektif akıl ürünü olan tefsîr ilmi bize yol gösterecektir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir