Ayet: Hac İbadetindeki Âyetler

Orada apaçık ayetler vardır

Yüce Rabbimiz, ayetlerinde hac ibadetini bizlere emrederken hac ibadetinde ve bu ibadetin yapıldığı yerlerde pek çok ayetlerin olduğunu açıklar:

Doğrusu, insanlar için yapılmış olan ilk ev, âlemler için bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke’deki Ka’be’dir. Orada apaçık deliller/ayetler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.

Allah, hürmetli ev Ka’be’yi, hürmetli ayı, kurban’ı, boynu taşmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.

Hac ve umreyi Allah için tamamlayın.

İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler. Ta ki kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun. Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe’yi tavaf etsinler.

Hac ibadeti, İslam’ın temellerinden biridir. Gücü yeten mümine ömründe bir kere farz olan hac ibadeti, sadece hac yapanları ilgilendiren yahut mesajı hac günlerinde kalan bir ibadet değildir. Hac ibadeti, gücü yetsin yetmesin, hicaza gitsin gitmesin, her müslümanı her gün ilgilendiren bir ibadettir. O, ruhuyla mümini ve ümmeti diri tutması gereken bir ibadettir. Hac öyle mesaj yüklü bir ibadettir ki, ömürde bir defa yapılan hac, bir ömür mümini idare eder/etmelidir.

Haccın temel üç ruknü İhrama girmek, Ka’be’yi tavaf etmek, Arafat’ta vakfeye durmaktır. Mina’da dört gün şeytanlara taş atmak, Safa ve Merve tepeleri arasında sa’y yapmak, kurban kesmek de haccın önemli vecibelerindendir.

Kısaca söylemek gerekirse ihrama girmek, dünyevileşmemek, gerektiği zaman dünya ve dünyalıklardan sıyrılabilmektir. Asıl yurdu ahiret olan ve dünya hayatını cennet yurdunu kazanmak için kullanması gereken Müslüman, yalnızca hac günlerinde değil, her gün ve her saat bu ruhla yaşamalıdır.

Yüce Allah’ın evi Ka’be’yi, O’nun emriyle yedi kere tavaf etmek, kulluk ve ibadeti yalnızca Beytin Rabbine hasretmek, yedi yirmi dört her zaman ve mekânda O’nun emrinde olmak demektir. Müslüman her bulunduğu mekân ve zamanda bu ruhla yaşamakla yükümlüdür. Zaten günlük beş vakit namazda, günde beş kere Ka’be’ye yönelmekle bu ruh diri tutulmaya çalışılır.

Aynı günde, dünyanın dört bir yanından gelen, farklı renk ve konumdaki müminlerle Arafat’ta vakfeye durmak, ümmet olma bilinciyle yaşamanın provasıdır. Yine vakfe, Mahşerde Yüce Yaratıcının huzurunda durup, yaptıklarının hesabını vermenin hazırlığıdır. Aynı şekilde mümin, her ân bu bilincini muhafaza etmek zorundadır. Bu bilinç yalnızca Arafat’ta değil, her mekân ve her zamanda yaşatılmalıdır.

Mina’da sembolik olarak şeytanları taşlamak, hayatın her alanında karşımıza çıkabilecek insan ve cin şeytanlarına karşı durmanın ve onlarla mücadele etmenin uygulamasıdır. Her müslüman her yer ve zamanda Allah düşmanı, ata düşmanı, ezeli düşmanı şeytanlarla mücadeleye hazır olmalıdır.

İslam’ın kadın kahramanlarından Hacer annemizden bir hatıra olan Safa-Merve tepeleri arasında koşmak, Allah’ın fazlına-lütfuna-rızkına mazhar olabilmek için her daim koşturmacanın adıdır. Helal ve haram sınırlarını bilerek, belirlenmiş hedeflere doğru koşturmanın, durmadan dinlenmeden hayat yürüyüşünde bulunmanın uygulamasıdır. Meşru daire içerisinde bu koşturmaca her müslümanın en temel vazifesidir.

Kurban kesmek, sahip olduklarımızı O’nun yolunda harcamasını bilmenin, gerektiği zaman İsmail’ce feday-ı can etmeye hazır olduğunu göstermenin adıdır. Bu, her şeyi ile kendini O’na adamış olan/olması gereken müslümanın ruhudur.

Cebel-i Rahmetde Âdemce duaya durmak, Müzdelife’de Âdem-Havva ruhuyla iltica etmek, pek çok Peygamberin geçtiği yerlerden geçmek, İbrahim makamında namaz kılmak gibi hac ve umre gerekleri de tevhit tarihi ile bir ve bütün olduğumuzu bize hatırlatır ki bu da her zaman sürdürmemiz gereken bir şuur halidir.

Görüldüğü gibi, ömürde bir kere yapılması gereken hac ibadeti, bizi her zaman ve mekânda, her şart ve ortamda mümince müslümanca duruşa hazırlayan uygulamalardır. Onun için de hac ibadetinde bizi Yüce Allah’a götüren, O’na yaklaştıran, bizi O’nun kılan sayısız âyetler, hikmetler, göstergeler vardır. Önemli olan hac farz olsun olmasın, hacca gitsin gitmesin her müslümanın bu ruha sahip olması, bu ayetlerden nasiplenmesidir.

Hac ibadetinin yapıldığı yerler, Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. İsmail başta olmak üzere pek çok peygamberin uğrak yeri olmuş, son peygamberin de doğup büyüdüğü yer olmuştur. Emîn belde Mekke’de bulunan Ka’be, dünyanın dört bir yanında müminlerin, her gün defalarca yöneldiği kıbleleri olmuştur. Dolayısıyla müminler, her namaza duruşta bu beldenin ayetleriyle yaşarlar. Muazzam Ka’be, onun kapısı/mültezem, onun mübarek rukünleri/köşeleri, Hacerü’l-Esvedi, Hıcr ve Hatım bölgesi, Hz. İbrahim’in ayak izleri bulunan taş/Makam-ı İbrahim, zemzem, Safa ve Merve tepeleri… Ka’be ve çevresindeki bu ve benzeri ayetler, Yüce Rabbin emriyle belirlenen göstergelerdir. Bunlar ibadet disiplinini sağlayan sembollerdir.

Müminler Ka’be’ye dönmekle ibadetlerini bu beyte değil, bu beytin Rabbine yapmaktadırlar. Bunun için dört mütevazı duvardan oluşan Ka’be’ye dönmek, onu tazim etmek, asla putperestlerin kendi elleriyle yapıp diktikleri taşları kutsamaya benzemez. Zira putu üreten, onu bir yerlere koyan ve onu kutsayan insanların kendisidir. Ka’be ise, Yüce Allah’ın emir ve izniyle yapılmış, bir ibadet merkezidir. Ne Ka’be’nin yanında yapılan ibadetler ve ne de dünyanın dört bir yanından Ka’be’ye yönelerek yapılan ibadetler, Ka’be için değil, Yüce Allah içindir. Onun için ayette özellikle Onlar, Ka’be’nin Rabbine kulluk etsinler buyrulmuştur.

Bu yönüyle Ka’be, insanlar için hidayet kaynağı, tevhidin merkezi ve sembolü olmuştur. Aynı zamanda orası insanlık için maddî ve manevî bereket kaynağı olmuştur. Dünyanın dört bir yanından insanlar oraya, hac ve umre ibadeti için senenin her mevsiminde akın etmekte; beraberinde dünyanın dört bir yanından nimetler oraya akmaktadır. Ka’be çevresinde senenin her gününde ve günün her saatinde kesintisiz ibadet edilmekte, ibadet edenler Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini haykırmaktadır. Bunun için insanlar, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamakta, maddî ve manevî zorlukları göğüsleyerek oraya gelebilmek için can atmaktadır. Yeryüzünün hiçbir yerinde bu özellik ve güzellikte başka bir mabet yoktur. Ka’be’nin bu özelliği, onun ne kadar büyük bir ayet olduğunun kanıtıdır.

Özetleyecek olursak, ekin/ot bitmeyen dağ ve taşlarla çevrilmiş bir vadide kurulan Muazzam Ka’be, asırlardır dünyanın dört bir yanından insanları kendisine çekmekle en büyük ayettir. Ka’be ve çevresinin senenin tüm mevsim ve günlerinde maddî ve manevî bereketlerle dolup taşması büyük bir ayettir. İnsanların orada huzur bulması, manevî doyuma ermesi bir ayettir. Ka’be’nin, dünyanın her yanında bulunan müminlerin kıblesi olması ve günün her saatinde oraya yönelik ibadet yapılması bir başka ayettir. Mescid-i Haram Ka’be’de kılınan bir namaz, başka yerde kılınan namazdan yüz bin kat daha faziletlidir. Yine Ka’be ve çevresi Harem bölgenin güvenli bölge olması, orada cana kıymanın, bitkilere ve hayvanlara zarar vermenin yasaklanması oradaki ayetlerden bir tanesidir. Bu ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek ve kuru bir arza ve mütevazı bir binaya bu azameti bahşedenin erişilmez kudretini tefekkür etmemiz gereklidir.

Burada Peygamberimizin, Ka’be’yi tavaf ederken söylediği şu sözleri de hatırlamalıyız: EyKa’be, sen ne güzelsin, senin kokun ne güzel! Sen ne muazzamsın, senin saygınlığın muazzamdır. Ne var ki, Muhammedin canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, müminin saygınlığı senden daha yücedir! Yüce Allah bize, onun malını, kanını haram kılmış ve bize mümin hakkında ancak hayır düşünmemizi emretmiştir.

Biz kendimizi O’na adarsak, Yüce Rabbimiz bizlere dünya ve ahirette neler, ne payeler lütfedecektir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir