Ix. Soru:

Sana kıyamet saatinden soruyorlar 7 Arâf 187-188

İnsanların, yeselûnek kalıbıyla kıyamet saatini sormalarıyla ilgili iki surede ayetler yer almaktadır. Şöyle ki:

يَسْأَلُونَكَ عَنْ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبِّي لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَا إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْأَلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللَّهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

قُلْ لَا أَمْلِكُ لِنَفْسِي نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنْ الْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِي السُّوءُ إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: «Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O’ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir.» Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.»

De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Gaybi bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim.»

79 Naziât 42-46

يَسْأَلُونَكَ عَنْ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا فِيمَ أَنْتَ مِنْ ذِكْرَاهَا إِلَى رَبِّكَ مُنتَهَاهَا

إِنَّمَا أَنْتَ مُنذِرُ مَنْ يَخْشَاهَا كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. Nerde senden onu anlatması? Onun bilgisi Rabbine aittir. Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Bu dünya sınav dünyasıdır ve bizim kalıcı yurdumuz değildir. Bizim kalıcı yurdumuz, ahiret yurdudur. Kıyamet, bizim geçici yurttan kalıcı yurdumuza hicretin aracıdır. Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!

Kıyamet, dünya hayatının sonu, ahiret hayatının başlangıcıdır. Dolayısıyla, insanlık için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bunun için, onun Kur’ân’daki bir adı da es-saattir. Kırk kadar ayette kıyametten bahsedilirken saat kelimesi kullanılmıştır. İnsanlık yaşadığı her saatte, kendisini o saate göre programlamalı ve o saate hazır etmelidir. Çünkü insanın hayatında saat kıyamet saatidir, gün kıyamet günüdür. O güne kıyam/kalkış anlamına kıyamet denilmiştir. Bir Kur’ân suresinin adı da Kıyame’dir. Yüce Rabbimiz o surenin ilk ayetlerinde, önemine dikkat çekmek için kıyamete yemin etmiştir. Zira tüm canlılar o günde diriltilip ayağa kalkacaklar, Rablerine hesap verecekler ve o gün adalet bütünüyle ayağa kalkacak, herkes yapıp ettiğinin karşılığını görecek, o günde hiç kimseye kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır.

Yüce Rabbimiz, kıyametin ne zaman kopacağını gizlemiştir. O kadar ki onun ne zaman kopacağı bilgisi, neredeyse O’nun kendisine bile gizlidir. Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyip geleceğinden kimseye söz etmeyecektim! Kıyametin bize gizli tutulması, dünya hayatının devam etmesi için önemli ve gereklidir. Şayet kıyametin ne zaman kopacağı bilinseydi, ne kadar uzun olursa olsun, dünya hayatı yaşanılmaz ve çekilmez olurdu.

İnsanlık, kıyametin ne zaman kopacağını hep merak etmiştir. Hâlbuki onun ne zaman kopacağını merak etme yerine, her an kişinin kendisini kıyamete hazır etmesi önemlidir. Zaten kişinin kendi ölümü kıyametinin kopması demektir. Her kişi, er veya geç kendisi için belirlenen ecel gününde öleceğine göre, kişi için kıyamet her zaman çok yakındır.

Ayet ve hadislerde kıyametin mutlaka gerçekleşeceği, hiç beklenmedik bir anda ansızın kopacağı haber verilmiştir. Kıyamet insana yarın kadar yakındır. Dünyaya kendini kaptıran kişi giyemeyeceği elbiseleri alır diktiremeden kıyamet kopuverir. Yiyemeyeceği sofraları kurar, oturup yiyemeden kıyamet kopuverir. Onun için kıyamete hazır olmamız istenirken, kişi yarın için ne hazırladığına baksın buyrulur. İnsan kıyameti yarın kadar yakın görmeli ve ona göre azık tedarikinde bulunmalıdır. Nitekim Peygamberimiz ve sahabe kıyameti çok yakın görmüşler ve kendilerini hep ona hazır etmeye gayret etmişlerdir. Gördükleri ve yaşadıkları kuraklık, kıtlık gibi kimi tabiat olaylarını ve sosyal olayları kıyamet alameti olarak görüp heyecanla kıyamete hazırlanmışlardır.

Kıyametin yakın olduğunu bildiren ayetlerin inişinden günümüze kadar bin yıldan fazla zamanın geçmesi bizi yanıltmamalıdır. Zira Yüce Allah katında bir gün bizim hesaplarımıza göre elli binyıllık yahut binyıllık bir gün mesabesinde olabilir. Melekler ve Cebrail miktarı elli bin yıl olan o derecelere bir günde yükselirler. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir. Buna göre Yüce Allah’a göre kıyamet saati çok yakındır. Onu uzak görenler ise ona inanmayanlardır. Doğrusu inkârcılar onu uzak görüyorlar. Ama biz onu yakın görmekteyiz.

Müşriklerin kıyametin ne zaman kopacağına dair soruları, onun vaktini öğrenip ona hazırlanmak için değildi. Tamamen onu inkâr etmek içindi. Onlar Peygamberimize, madem sen peygambersin bize kıyametin ne zaman kopacağını haber ver, diyerek onu zor durumda bırakmak istiyorlardı. Zira onların kıyamet için herhangi bir hazırlıkları yoktu. Onlar kendilerini dünyaya kaptırmışlar ve hayatı yalnızca bu dünya hayatından ibaret sanıyorlardı. Onlar, hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz, dediler. Hâlbuki hayat, dünya ve ahiret ile birlikte bir bütündür. Dünya hayatı ise, bu bütünün çok küçük ve sınırlı bir parçasıdır.

Onların bu gereksiz sorusuna karşılık Yüce Rabbimiz peygamberine şöyle cevap vermesini emrediyor: Gaybi bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Şayet ben gaybi bilseydim, size kıyametin zamanını da söylerdim. Yine ben gaybı bilseydim, ne zaman öleceğimi bilir ve ona göre daha çok Salih amel işlerdim. Ben gaybı bilseydim, hangi ticaretten ne kadar kazanacağımı, hangi savaştan zaferle döneceğimi de bilir, ona göre hareket ederdim. Oysa gaybı Allah’tan başkası bilemez, ben de bilemem. Kıyametin zamanı da gayb olduğu için onu ben de bilemem, Allah’tan başka hiç kimse de bilemez. Onun bilgisi, göklere ve yere, gök ve yerde olan varlıklara da ağır gelmiş, onların da bilemeyeceği kaldıramayacağı bir bilgidir. O halde siz, onun ne zaman olacağını sormaktan vaz geçin de kendinizi o güne hazırlamaya bakın. Nitekim siz kıyameti gördüğünüzde, yaşayıp tükettiğiniz dünya hayatının geçici ve çok kısa süreli olduğunu anlayacaksınız. Ancak iş işten geçmiş olacak. O halde fırsat elde iken kendinizi o güne, o saate, yani hayatın dönüm noktası olan kıyamete hazırlayın.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir