Helalinden Rızık Temin Etmek

Rızık, canlıların varlıklarını sürdürmelerine yarayan tüm her şeyin adıdır. Kur’ân’da yüzden fazla yerde geçen bu kavram ile hayatın temeli su ve gıdalar yanında din, hidayet ve nübüvvet gibi manevî nimetler kastedilmiştir. Çoğu ayetlerde rızık fiil olarak Yüce Allah’a izafe edilmiştir. Yüce Yaratıcı, Razzâk-ı âlemdir. Var olan her şeyi yaratan ve yaşatan, varlıklarını sürdürmeleri için ihtiyaç duydukları maddî ve manevî imkanları lütfedendir. İnsan hak etmek için gayret edecek, Yüce Rabbimiz de halk edecektir.

İmtihan dünyasında, insan meşru yollardan, helalinden rızkını kazanmakla yükümlüdür. Rızık temini konusu da insan için bir sınavdır. Yarattığı varlıkları rızıklandıran Razzâk olan Yüce Rabbimiz, rızık temini konusunda kullarını sınamaktadır. Rızık talebinde çoğu yollar meşrudur, helaldir. Bu konuda haramlar sınırlıdır. Sözgelimi karşılıklı rıza ile ticaret, alış veriş helaldir. Cihad yolunda elde edilen ganimetler helaldir. Avlanmak helaldir. Kadın için mehir, nafaka helaldir. Yakın akrabalar için miras helaldir. Gönül rızası ile verilen hibe ve hediyeler helaldir. İhtiyaç sahipleri için zekat-sadaka helaldir. Helal kılınan şeyler de bereket, huzur ve sıhhat vardır. Helal yollarla rızık temini çoktur ve herkese yetecek kadar boldur.

Buna karşılık terlemeden ve hak etmeden elde edilen kumar, gasp, hırsızlık, faiz haramdır. Aldatma, hile, eksik ölçmek ve tartmak haramdır. Fuhuş, alkol-uyuşturucu sektörü gibi günah yollarla elde edilen şeyler de haramdır. Haramda bereket, hayır ve keramet yoktur. Haram işler, huzursuzluk ve pişmanlık sebebidir.

Hayat Düsturumuz Kur’ân, bu konuda pek çok evrensel ölçüyü bizlere hatırlatır. Onlardan bir kaçı şöyledir:

Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir.

Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.

And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.

Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah’a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir.

Ey inananlar! Sizi, elemli bir azaptan kurtaracak bir ticareti size haber vereyim mi? Allah’a ve peygamberine iman edersiniz, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad edersiniz. Bilirseniz, işte bu sizin için çok daha hayırlıdır.

Allah alış verişi helal, faizi haram kıldı.

Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın. Böyle yapmak, sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir.

İnsanlardan bir şey ölçüp alırken tam alan, onlara bir şeyi ölçüp veya tartarken de eksik tutan hilekârların vay hâline.”

Cuma suresindeki şu ayetler müslümanın dünya hayatını programlıyor ve rızık temini konusunda takip edeceği yolu gösteriyor:

Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alam satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.

Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah’ın lütfundan rızık isteyin; Allah’ı çok anın ki saadete erişesiniz.

Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler. De ki: Allah katında olan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir.

Buna göre mümin helal rızık peşinde koşacak, ancak bu onun Rabbine kulluğuna mani olmayacaktır. Onları ne bir ticaret, ne de bir alış veriş Allah’ı anmaktan, namazı ikame etmekten alıkoyar.

Mümin, ibadet çağrısını duyduğunda dünya ve dünyalıkları bırakıp ona koşacak, bütün benliği ile kendisini ibadete verecektir. Aslında ibadet, onu hayata hazırlayan, hayatı anlamlı hale getirmesini sağlayan duruşun adıdır.

Müminin hayatı iki zikrullah arasında gerçekleşir. Onun için ayet ibadete çağırırken zikrullaha koşun emri ile başlamış, ibadet sona erdiğinde yeryüzüne dağılın, rızık peşinde koşun, ancak rızık peşinde koşarken daha fazla Allah’ı anın emriyle sona ermiştir.

Zikrullah, Yüce Allah’ı anmaktır, O’nu hep hatırda tutmaktır, her zaman ve her yerde bu bilinçle yaşamaktır. Zikrullah, Kur’ân’lı olmak, onu okumak-anlamak ve onun ölçüleri doğrultusunda bir hayatın adamı olmaktır. Zikrullah, namazla huzura çıkmak ve huzuru bulmaktır. Asıl olan ise namaz ruhunu namazdan sonra da devam ettirebilmektir.

Mümin dünyaya, dünya kadar değer verirken; ahirete, ahiret kadar değer vermelidir. Madem ki dünya sonlu ve terk edip gideceğimiz bir yerdir, fani dünyaya o kadar değer vermeli. Madem ki ahiret, bizim kalıcı yurdumuzdur, o halde ahirete de o kadar değer vermeli ve ona göre hazırlık yapmalıdır. Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir.

Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer. Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer. Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmış değildir.

Rabbimiz! Bize dünyada iyilik-güzellik, ahirette de iyilik-güzellik ver, bizi ateşin azabından koru!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir