Kur’ân’da Cennet V Cehennem Tasvirleri

Hayat Kitabımızın ayetlerinde pek çok cennet ve cehennem tasvirleri yapılır. Yüce Rabbimiz bize cenneti eşsiz güzellikleriyle uzun uzadıya anlatır. Benzer şekilde korkunç tasvirleriyle cehennem de anlatılır. Aslında her iki anlatımda da Yüce Rabbimizin merhametinin yansıması vardır. Şöyle ki: Yüce Rabbimiz, cennetin güzelim tasvirlerini yaparak bizleri cennetlik olmaya çağırır, cenneti bize özletir ve cennete bizi şevklendirir. Yine O, korkunç cehennem tasvirleriyle bizleri cehennemden sakındırır, cehennemlik olmamak için tedbir almaya bize sevk eder. Zira O, kullarının cehennemlik olmasını, cehennemde azap görmesini istemez. Bunun için cennete koşun, bu konuda birbirinizle yarışın buyurur: Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Rabbinizin mağfiretine ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun. Ey insanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah’a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun; bu Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Sözlükte Cennet, yeşilliği ile zemini örtülmüş, yeşillikler arasında toprağı gizlenmiş bahçe anlamına gelmektedir. Cin, cinnet, mecnûn, cenîn kelimeleri de aynı kökten gelir. Cennet, ilk insan Hz. Âdem’in eşiyle beraber bir müddet kaldığı sonra çıkarıldığı, dünya hayatındaki sınavdan geçtikten sonra insanın yeniden döneceği esenlik, ebedî huzur, rahat ve nimet yurdunun adıdır. İnsanlığın ilk ailesi, cennet hayatını yaşamış, cennet kültürüyle donatılmış olarak dünyaya gelmiştir. İnsanlık atalarının şahsında kaybettikleri yitik cenneti yeniden kazanmak için şu dünya hayatında sınava tabi tutulmaktadır. Cennete talip olmak ve cenneti istemek, Yüce Allah’ın Rıza ve hoşnutluğunu istemeye mani değildir. Zira cennete nail olmak, Yüce Rabbin rızasına erdikten sonra gerçekleşecektir. Dolayısıyla cenneti isteyen aslında Rabbinin rızasını istemiş olmaktadır. Onun için Peygamberimiz, Allah’tan cennetin en yükseği olan Firdevsi isteyin buyurmuştur. Cennet, dünyada iman eden ve imanın gereği sâlih ameller işleyen iyi insanlara Yüce Rabbin bahşedeceği ahiret ödülünün adıdır.

Cennetlikler için, cennette akla hayale gelmeyecek her türlü lüks ve konfor hazırlanmıştır. Cennet nimetleri hem insanların ruhunu ferahlatacak, hem gözlerine, hem de bedenlerine hitap edecektir. Yani cennet hayatı hem ruhanî hem de cismanî olacaktır. Cennet nimetleri dünya hayatındaki nimetlere benzetilerek, çoğu zaman dünyada bilinen isim ve sıfatlarla anlatılmıştır. Bu, cennetteki nimetlerin dünyadaki nimetlerin birebir aynısı olacağı anlamına gelmez. Zira dünya nimetleri külfetlidir, sınırlı ve sonludur, eksiği-fazlası, yan etkisi vardır. Cennet nimetleri ise külfetsizdir, sonsuzdur, kusursuzdur, mükemmeldir.

Şimdi cennet hayatı ile ilgili pek çok ayetten bir kısmını şevkle okuyalım ve kendimizi cennete hazırlayalım:

 Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedî olarak kalmak üzere zemininden ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. Allah’ın rızâsı ise hepsinden büyüktür, işte büyük bahtiyarlık da odur.

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler. Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın. Sonunda mis kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar. Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

O gün cennetlikler safa sürmekle meşguldürler. Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar. Orada onlar için her tür meyve vardır ve bütün istekleri yerine getirilir. Engin merhamet sahibi rabden gelen söz şu olacak: “Selâm size!”

Rabbine itaatsizlikten sakınanlara va’d edilen cennetin temsili şudur: İçinde doğal nitelikleri bozulmamış su ırmakları, tadı bozulmamış süt ırmakları, içenlere lezzet veren meşrubat ırmakları, süzülmüş bal ırmakları bulunan bir bahçedir. Onlar için ayrıca orada her meyveden mevcuttur, üstelik rablerinden bir de bağışlama lütfu.

Fakat Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; zemininden ırmaklar akar. Bu, Allah’ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz.

Nimet cennetlerinde süslü-işlemeli tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve baş dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar. Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar birbirine düşman olurlar. Allah: «Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz» der. Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir. Şöyle denir: «Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz.» Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada temellisiniz. İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir. Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz.

Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar. Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

ZÂLİMLER İÇİN CEHENNEM

Cehennem, derin çukur anlamına gelir. Yüce Allah’ın, ahirette inkâr eden kâfirleri, münafıkları ve günahkârları cezalandırmak için hazırladığı, acısı yüreklere işleyen, yakıp kavuran, dağlayan, tutuşturulmuş ateş yurdunun adıdır. Cehennemde cehennemliklerin durumuna göre katmanlar, derin uçurumlar, sürekli yenilenen azaplar, yürekleri hoplatan korku ve dehşetler vardır. Cehennemlikler ne ölüp azaptan kurtulabilecekler ve ne de ağız tadıyla bir hayat yaşayabileceklerdir. Yanıp kavruldukça açlık ve susuzluk hissedecekler. Ancak bunun için cehennem dikeni, zakkum ağacı, kan, irin ve kaynar sudan başka bir şey bulamayacaklardır. Açlık ve susuzluklarını gidermek için bunları yemek ve içmek zorunda kalacaklar. Ancak ne yedikleri boğazlarından geçecek, ne de açlık ve susuzluklarını giderecektir. Onlar orada çaresizlik içerisinde feryat figan edecekler, ama bu da onlara herhangi bir yarar sağlamayacaktır. Onlara orada hem ruhanî hem cismanî azaplar uygulanacaktır.

Cehenneme dair anlatılanlar dünyadaki azap çeşitlerine benzetilerek anlatılmıştır. Ne var ki cehennemdeki azap dünya azaplarından kat kat fazladır. Şimdi konu ile ilgili ayetlerden bir kısmını tefekkürle okuyalım ve cehenneme düşmemek için tedbirler alalım:

“Şüphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka yenisiyle değiştiririz ki acıyı duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.”

“Azgınların barınağı olacak cehennem pusuda beklemektedir. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar, orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar, ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak kaynar su ve irin tadarlar.”

“Kuşkusuz katımızda (onlar için) prangalar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek, elem verici bir azap vardır.

Ardında cehennem vardır; orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudum yudum alacak fakat yutamayacaktır. Ölüm ona her taraftan geldiği halde, ölemeyecek, arkasından da çetin bir azap gelecektir.

O’nu inkâr edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür. Zor işler altında bitkin düşmüştür. Yakıcı ateşe yaslanırlar. Kızgın bir kaynaktan içirilirler. Besin değeri olmayan, açlığı gidermeyen kötü kokulu bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

Unutmayalım cennet nefsin hoş görmeyeceği şeylerle çevrilmiş, cehennem ise nefse hoş gelen şeylerle çevrilmiştir. Yine unutmayalım ki cennet kolay değil, cehennem de boşuna değildir. Cennet Yüce Rabbimizin kullarına lütfu, cehennem ise adaletinin bir gereğidir.

Yüce Rabbimizden Cennetin en yüksek derecelerini istiyoruz, yakıcı cehennem azabından da O’na sığınıyoruz. Rabbim bizleri cennete götürecek iman ve amellerin adamı eylesin! Cehenneme götürecek her şeyden de bizleri muhafaza etsin!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir